Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (“Değişiklik Kanunu”) 28/07/2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Değişiklik Kanunu’nun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”)’ nun çeşitli hükümlerinde değişiklik meydana gelmiş olup, değişiklik hükümlerini başlıklar halinde değerlendirmekte fayda görmekteyiz.

  • GÖREVSİZLİK VEYA YETKİSİZLİK KARARI ÜZERİNE YAPILACAK İŞLEMLER (HMK m. 20)

Anayasa Mahkemesi’nin 10/02/2016 tarihli ve 2015/96 E., 2016/9 K. sayılı kararı ile, bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten…” ibaresi, iptal edilmiş ve iptal gerekçesi olarak da hak arama hürriyetinin kullanımını zorlaştırdığıbelirtilmişti. İbarenin iptal edilmesinin ardından yeni düzenleme ile “bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden” şeklinde ibare eklenerek boşluk doldurulmuştur. Böylece yapılan bu değişiklik neticesinde; ilk derece mahkemesi tarafından görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir.

Değişiklik öncesi hükümde taraflarca, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde “bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir” denilmekteyken yapılan değişiklikle birlikte hüküm “… Aksi takdirde, dava açılmamış sayılır ve mahkemece bu konuda resen karar verilir.” şeklinde değiştirilmiş olup, bu değişiklik ile mahkemelere resen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin yetki verilmiştir.

  • ALENİYET İLKESİ (HMK m. 28)

Aleniyet ilkesinin düzenlendiği HMK m. 28/2 hükmünde de yeni düzenleme ile değişikliğe gidilmiştir. HMK m. 28/2 hükmüne “… yahut yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde…” şeklinde ek bir ifade eklenerek aleniyet ilkesinin istisnaları genişletilmiştir.

  • RET SEBEPLERİ (HMK m. 36)

HMK m. 36 hükmü hâkimin ret sebeplerini düzenlemekte olup işbu maddenin 1. Fıkrasının “c” bendine “uyuşmazlıkta arabuluculuk veya uzlaştırmacılık yapmış bulunması” şeklinde ek bir ifade eklenerek ret sebepleri genişletilmiştir.

  • RET USULÜ (HMK m. 38)

HMK m. 38 hükmü hâkimin reddine ilişkin usulü düzenlemekte olup işbu maddenin 6, 7 ve 9. Fıkraları madde metninden çıkartılarak madde hükmü yeniden düzenlenmiştir. Böylelikle; “HMK m. 38/6: Ret sebepleri sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir, HMK m. 38/7: Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz ve HMK m. 38/9: Bu sebepler aleyhine ancak hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilir” hükümleri madde metninde çıkartılmış ve ret usulü yeniden düzenlenmiştir.

  • RET TALEBİNİN İNCELENMESİ (HMK m. 42)

HMK m. 42 hükmü ret talebinin incelenmesini düzenlemekte olup, madde içeriğine HMK m. 38 hükmünden çıkartılan 6. ve 7. Fıkra hükümleri eklenerek değiştirilmiştir.  Böylelikle; “HMK m. 42/2: Ret sebepleri sabit olmasa bile, merci bunu muhtemel görürse, ret talebini kabul edebilir ve HMK m. 42/3: Ret sebepleri hakkında yemin teklif olunamaz.” hükümleri madde metnine eklenerek yeniden düzenlenmiştir.

  • KESİN SÜRE (HMK m. 94)

HMK m. 94 hükmü kesin süreyi düzenlemekte olup, işbu maddenin 2. fıkrasında yer alan “… Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir.” 2. cümledeki ifade iptal edilerek “… Bu taktirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir…” şeklinde değiştirilmiştir. Getirilen bu yeni ifadeyle, hâkim tarafından verilen sürenin kesinliğinin ihtar edilmesi zorunluluğu da getirilmiştir.

  • BELİRSİZ ALACAK VE TESPİT DAVASI (HMK m. 107)

Değişiklik Kanunundan önce HMK m. 107 başlığı “Belirsiz Alacak ve Tespit Davası” şeklinde iken Değişiklik Kanunundan “Belirsiz Alacak Davası” olarak değiştirilmiştir. Başlığın belirsiz alacak davası olarak değiştirilmesiyle birlikte, 3. fıkra hükmü iptal edilerek madde metninden çıkartılmıştır.

Ayrıca maddenin 2. Fıkrası “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde değiştirilerek, belirsiz alacak davasında iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın netice-i talebin değiştirilmesine de bir sınırlama getirilmiştir.

  • İLK İTİRAZLAR (HMK m. 116 – KONUSU)

İlk itirazların konusu oluşturan HMK m. 116 metninden (c) bendinde yer alan iş bölümü itirazı iptal edilmiştir. Böylelikle ilk itirazlar; kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı ve uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazıdır.

  • HARÇ VE GİDER AVANSININ ÖDENMESİ (HMK m. 120)

Değişiklik kanunundan önce HMK m. 120 başlığı “Harç ve Avans Ödenmesi” şeklinde iken “Harç ve Gider Avansının Ödenmesi” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca madde metnine “Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 ‘üncü madde hükümleri saklıdır.” Şeklinde 3. fıkra eklenmiştir.

  • DAVANIN GERİ ALINMASI (HMK m. 123)

HMK m. 123 hükmü davanın geri alınması durumunu düzenlemekte olup madde hükmüne “Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.” ifadesi eklenmiştir.

  • DAVA KONUSUNUN DEVRİ (HMK m. 125)

HMK m. 125 hükmü dava konusunun devrini düzenlemekte olup maddenin (a) bendindeki ikinci cümlesinde yer alan “davacı davayı kazanırsa” ibaresi “dava davacı lehine sonuçlanırsa” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca maddenin 2. Fıkra hükmüne “Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.” ifadesi eklenerek, davacının davanın açılmasından sonra dava konusunu devretmesi ve davanın da davacı aleyhine sonuçlanması halinde; devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olacaklardır.

  • CEVAP DİLEKÇESİNİ VERME SÜRESİ (HMK m. 127)

HMK m. 127’ ye “cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak” ibaresi eklenerek madde hükmü “cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir.” şeklinde değiştirilmiş ve böylece ek sürenin başlangıcı cevap süresinin bitimi olarak belirlenmiştir.

  • ÖN İNCELEME DURUŞMASINA DAVET (HMK m. 139)

Ön inceleme duruşmasına davet hükmünü düzenleyen HMK m. 139, çıkarılacak davetiyede ihtar edilecek hususlar düzenlemiştir. Bu kapsamda çıkarılacak davetiyede ihtar edilecek hususlar;

“a) Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin diğer hususlar.

b) Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları.

c) Duruşmaya sadece taraflardan birinin gelmesi ve yargılamaya devam etmek istemesi durumunda gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.

ç) Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği.” şeklindedir.

  • ÖN İNCELEME DURUŞMASI (HMK m. 140)

Ön inceleme duruşmasını düzenleyen HMK m. 140 ‘ta düzenlenen 2. fıkra hükmü “hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder” ifadesi “sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatarak” şeklinde değiştirilerek hâkime aydınlatma ödevi getirilmiştir.

Ayrıca maddenin 5. fıkrası da “139 uncu madde uyarınca yapılan ihtara rağmen dilekçelerinde gösterdikleri belgeleri sunmayan veya belgelerin getirtilmesi için gerekli açıklamayı yapmayan tarafın bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir.” şeklinde değiştirilmiştir.

  • İDDİA VE SAVUNMANIN GENİŞLETİLMESİ VEYA DEĞİŞTİRİLMESİ (HMK m. 141)

HMK m. 141 ‘de yer alan iddia ve savunmanın genişletilmesine ilişkin olarak madde hükmünde yer alan “ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile” ifadesi iptal edilerek karşı tarafın açık muvafakati ile savunmanın genişletilmesi imkânı ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca madde hükmünde yer alan “Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir.” İfade de iptal edilmiştir.

Bu kapsamda yeni düzenlemeye göre; Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. Böylece iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra başlayacaktır.

  • TARAFLARIN DURUŞMAYA DAVETİ (HMK m. 147)

“Tarafların Duruşmaya Daveti” başlıklı HMK m. 147 hükmünün ilk fıkrası “Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir.” Şeklinde değiştirilerek madde hükmüne eklenen “sözlü yargılama” ifadesi ile tahkikatla birlikte sözlü yargılamaya da tarafların davet edilmesi düzenlenmiştir. Ayrıca ikinci fıkra hükmüne, davet edilip de özrü olmaksızın mahkemede hazır bulunmayan taraflara, “tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi halinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150‘nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği” hususlarının da bildirileceği eklenmiştir.

  • SES VE GÖRÜNTÜ NAKLEDİLMESİ YOLUYLA VEYA BAŞKA YERDE DURUŞMA İCRASI (HMK m. 149)

Değişiklik kanunundan önce HMK m. 149 başlığı “Ses ve Görüntü Kaydedilmesi Yoluyla Duruşma İcrası” şeklinde iken “Ses ve Görüntü Kaydedilmesi Yoluyla veya Başka Yerde Duruşma İcrası” şeklinde değiştirilmiştir. Maddenin ilk fıkrasında yer alan “tarafların rızası olmak şartıyla” ibaresi, “taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin,” şeklinde değiştirilerek ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarında tarafların talebi aranmıştır. Ayrıca ilk fıkra hükmünün sonunda yer alan “izin verilebilir” ifadesi “karar verilebilir” şeklinde değiştirilmiştir.

Maddenin ikinci fıkra hükmüne de “mahkeme resen veya taraflardan birinin talebi üzerine” ifadesi eklenerek tanığın, bilirkişinin veya uzmanın aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine tarafların talebi olmaksızın mahkemece resen karar verebilmesi de düzenlenmiştir.

Ayrıca maddeye üç yeni fıkra daha eklenmiştir; “(3) Mahkeme, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerde ilgililerin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden dinlenilmesine resen karar verebilir.

(4) Mahkeme, fiili engel veya güvenlik sebebiyle duruşmanın il sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına, yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi adalet komisyonunun uygun görüşünü alarak karar verebilir.

(5) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”

  • ISLAH ZAMANI VE ŞEKLİ (HMK m. 177)

Islah zamanı ve şeklini düzenleyen HMK m. 177 hükmüne birinci fıkradan sonra gelmek üzere yeni bir 2. Fıkra eklenmiş ve madde hükmünde mevcut olarak yer alan diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş yani 2. Fıkra, 3. Fıkra olarak düzenlenmiştir. Getirilen 2. Fıkra hükmü de “Yargıtay’ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” şeklindedir.

  • TOPLU MAHKEMELERDE TAHKİKAT (HMK m. 183/A)

HMK m. 183/A hükmü değişiklik kanunundan önceki kanun metninde düzenlenmemiş olup, değişiklik kanunu ile kanun metnine eklenmiştir. Bu kapsamda yeni madde hükmü; “MADDE 183/A- (1) Dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra talep edilen delil tespiti, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir gibi geçici hukuki koruma tedbirleri de dâhil olmak üzere toplu mahkemenin görevine giren dava ve işlerde tüm yargılama aşamaları heyet tarafından yerine getirilir ve karara bağlanır.

(2) Heyet, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, iş veya davanın özelliğine göre tahkikatın, tahkikat hâkimi olarak görevlendirilen bir üye tarafından yapılmasına karar verebilir.

(3) Tahkikatın heyetçe yürütüldüğü iş veya davalarda mahkeme başkanı, belirli bazı tahkikat işlemlerini yapmak üzere, üyelerden birini naip hâkim olarak görevlendirebilir.

(4) Mahkeme başkanı, mahkemenin uyumlu, verimli ve düzenli çalışmasını sağlar ve bu yolda uygun göreceği önlemleri alır.” şeklinde düzenlenmiştir.

  • SÖZLÜ YARGILAMA (HMK m. 186)

Sözlü yargılamayı düzenleyen HMK m. 186 hükmünün 1. Fıkrası “Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez.” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca 2. Fıkra hükmünün sonuna “Şu kadar ki, 150’nci madde hükmü saklıdır.” şeklinde ek cümle getirilmiştir.

  • İMZA ATAMAYANLARIN DURUMU (HMK m. 206)

İmza atamayanların durumunu düzenleyen HMK m. 206 hükmünün 1. Fıkrasındaki “imza atamayanlar” ibaresi “Okuma ve yazma bilmediği için imza atamayanlar” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca maddeye birinci fıkradan sonra gelmek üzere yeni bir 2. fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir. Maddeye eklenen yeni 2. Fıkra hükmü, “Okuma ve yazma bildiği halde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından onaylanmasına veya düzenlenmesine bağlıdır.” Şeklindedir.

Ayrıca değişiklik kanunundan sonraki yeni düzenlemede 4. Fıkra olarak belirlenen HMK m. 206/3 hükmünde yer alan noterlerce düzenlenecek senetlerin yanında noterlerce onaylanacak senetler de hükme eklenmiştir.

  • BELGELERİN HALEFLER ALEYHİNE KULLANILMASI VE ADİ SENETLERİN ÜÇÜNCÜ KİŞİLER İÇİN HÜKÜM İFADE ETMESİ (HMK m. 215)

Değişiklik kanunundan önce HMK m. 215 başlığı “Belgelerin Halefler Aleyhine Kullanılması” şeklinde iken “Belgelerin Halefler Aleyhine Kullanılması ve Adi Senetlerin Üçüncü Kişiler İçin Hüküm İfade Etmesi” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca maddeye yeni bir 2. Fıkra hükmü eklenmiştir. Maddeye eklenen yeni 2. Fıkra hükmü “Bir adi senet bakımından, kendisine ibraz olunduğu noter veya yetkili memur tarafından usulüne uygun olarak onaylanmış ise ibraz tarihi, resmi bir işleme konu olmuşsa işlem tarihi, imza edenlerden biri ölmüşse ölüm tarihi, imza edenlerden birinin imza etmesine fiilen imkân kalmamışsa bu imkânı ortadan kaldıran olayın meydana geldiği tarih üçüncü kişiler hakkında da hüküm ifade eder. Adi senette bahsedilen diğer senetlerin tarihleri, üçüncü kişiler hakkında ancak son senet tarihinin onaylanmış olduğunun kabul edildiği tarihte hüküm ifade eder.” şeklindedir.

  • TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI (HMK m. 222)

Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması durumunu düzenleyen HMK 222. Maddesinin 3. Fıkrası hükmünde yer alan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca aynı fıkraya “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” Şeklinde yeni bir ifade eklenmiştir.

  • BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ (HMK m. 281)

Bilirkişi raporuna itirazı düzenleyen HMK m. 281 hükmünün 1. Fıkrasına “Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi halinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.” Yeni bir cümle eklenerek sürenin yetersiz olacağı durumlarda bir defaya mahsus olarak ek süre verilebilecektir.

  • KEŞFİN YAPILMASI (HMK m. 290)

HMK m. 290 hükmü keşfin yapılmasını düzenlemekte olup maddenin 1. Fıkra hükmüne “kapsamı” ibaresi eklenerek keşfin yeri ve zamanı ile birlikte kapsamı da mahkeme tarafından tespit edilecektir. Ayrıca 2. Fıkraya “Tutanağa, hâkimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili gözlemleri de yazılır.” şeklinde ibare eklenmiştir.

  • HÜKMÜN TAMAMLANMASI (HMK m. 305/A)

Beşinci Kısım İkinci Bölüm Başlığı “Hükmün Tashihi, Tavzihi ve Tamamlanması” şeklinde değiştirilmiştir. HMK m. 305/A hükmü de “Hükmün Tamamlanması” başlığıyla kanun metnine eklenmiştir. Bu kapsamda yeni madde hükmü; “MADDE 305/A- (1) Taraflardan her biri, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.” Şeklindedir.

  • TAVZİH VE TAMAMLAMA TALEBİ İLE USULÜ (HMK m. 306)

Değişiklik kanunundan önce HMK m. 306 başlığı “Tavzih Talebi ve Usulü” şeklinde iken “Tavzih ve Tamamlama Talebi ile Usulü” şeklinde değiştirilmiştir. Maddede yer alan 1, 2 ve 3. Fıkralardaki tavzih ibarelerinin yanına “veya tamamlama” ifadesi eklenmiştir.

  • FERAGAT VE KABULÜN ZAMANI (HMK m. 310)

Feragat ve kabulün zamanını düzenleyen HMK m. 310 hükmüne 2 yeni fıkra eklenmiştir. Yeni eklenen fıkralar, “(2) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir.

(3) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.” şeklindedir.

  • SULHUN ZAMANI (HMK m. 314)

Sulh zamanaşımını düzenleyen HMK m. 314 hükmüne 2 yeni fıkra eklenmiştir. Yeni eklenen fıkralar, “(2) Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir.

(3) Sulh dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.” Şeklindedir.

  • DİLEKÇELERİN VERİLMESİ (HMK m. 317)

Dilekçelerin verilmesini düzenleyen HMK ‘nın 317. Maddesinin 2. Fıkrasına “davalıya, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak” ibaresi eklenerek ek sürenin başlangıcı cevap süresinin bitiminden itibaren olarak belirlenmiştir.

  • YARGILAMA GİDERLERİNİN KAPSAMI (HMK m. 323)

Yargılama giderlerinin kapsamının düzenlendiği HMK m. 323/1 (a) bendinde yer alan “celse harcı”, “başvurma harcı” olarak değiştirilmiştir.

  • ESASTAN SONUÇLANMAYAN DAVADA YARGILAMA GİDERİ (HMK m. 331)

HMK m. 331 fıkra 2’de yer alan gönderme kararı çıkartılarak sadece “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı” ndan sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi durumları saklı bırakılmıştır.

  • İSTİNAF YOLUNA BAŞVURULABİLEN KARARLAR (HMK m. 341)

İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar HMK m. 341 hükmünde düzenlenmiş olup, maddenin 1. Fıkrasında yapılan değişiklikle istinaf yoluna başvurulabilecek ilk derece mahkemelerinin kararları;

“a) Nihai kararlar.

b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyat haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar.” Şeklinde sıralanmıştır.

  • DURUŞMA YAPILMADAN VERİLECEK KARARLAR (HMK m. 353)

Duruşma yapılmadan verilecek kararların düzenlendiği HMK’ nın 353. Maddesinin 1. Fıkrasının 6/a bendi “Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.” şeklinde değiştirilmiştir.

Ayrıca maddenin 3. Fıkrasına da “başvurunun esastan reddine veya” ibaresi eklenerek seçimlik durum ortaya konulmuştur. Yani yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilecektir. Böylelikle eski hükme alternatif olarak başvurunun esastan reddi kararı da sunulmuştur.

  • DURUŞMA YAPILMASI VE KARAR VERİLMESİ (HMK m. 356)

Değişiklik kanunundan önce HMK m. 356 başlığı “Duruşma Yapılmasına Karar Verilmesi” şeklinde iken “Duruşma Yapılması ve Karar Verilmesi” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca madde metnine yeni bir fıkra eklenmiştir. Eklenen yeni fıkra “Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dahil gerekli kararları verir.” Şeklindedir.

  • DURUŞMAYA GELİNMEMESİ VE GİDERLERİN ÖDENMEMESİ (HMK m. 358)

HMK m. 358 duruşmaya gelinmemesi ve giderlerin ödenmemesini düzenlemekte olup maddenin 1. Fıkrasında yer alan ve “gideri duruşma gününe kadar” ödenmesi hali yeni düzenlemede “gideri, iki haftadan az olmamak üzere verilecek kesin süre içinde” şeklinde değiştirilerek, ödenmesi gereken giderin iki haftadan az olmamak üzere verilecek kesin süre içinde ödenmesi yükümlülüğü getirilmiştir.

Ayrıca maddenin 3. Fıkrası da “Belirlenen giderin, verilen kesin süre içinde yatırılmış olması kaydıyla, taraflar mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadıkları takdirde tahkikat yokluklarında yapılarak karar verilir. Belirlenen gider, süresi içinde yatırılmadığı takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir. Şu kadar ki, öngörülen tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan hâllerde başvuru reddedilir.” Şeklinde değiştirilmiştir.

  • KARAR VE TEBLİĞİ (HMK m. 359)

HMK m. 359 hükmünün 3. Fıkrası “Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.” Şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca maddenin 4. Fıkra hükmünde yapılan

Madde 359: Maddenin 3. fıkrası değiştirilmiştir. Şöyle ki, “Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.” Ayrıca 4. fıkra hükmüne de “resen” ibaresi eklenerek, “Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından “resen” tebliğe çıkarılır.” Şeklinde değiştirilmiştir.

  • TEMYİZ EDİLEMEYEN KARARLAR (HMK m. 362)

Temyiz edilemeyen kararlar başlıklı HMK 362. Maddenin 1. Fıkrasının (b) bendine “Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya değeri itibarıyla temyiz edilebilen alacak davaları ile kira ilişkisinden doğan diğer davalardan üç aylık kira tutarı temyiz sınırının üzerinde olanlar hariç olmak üzere…” şeklinde ekleme yapılarak temyiz edilemeyen kararlara ilişkin istisnaların kapsamı genişletilmiştir. Ayrıca maddenin (c) bendi de “Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar.” Şeklinde değiştirilmiştir.

Son olarak madde hükmüne yeni bir bent eklenmiştir. Yeni bent “353 ‘üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar.” Şeklinde olup bu kararlara karşı da temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

  • İHTİYATİ TEDBİR KARARI (HMK m. 391)

İhtiyati tedbir kararını düzenleyen HMK’ nın 391. Maddesinin 3. Fıkrası “İhtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilir. Bu başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.” Şeklinde değiştirilmiştir.

  • İHTİYATİ TEDBİR KARARININ UYGULANMASI (HMK m. 393)

İhtiyati tedbir kararının uygulanmasını düzenleyen HMK m. 393 hükmü “İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.” Şeklinde değiştirilerek kararın uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorunluluğu getirilmiştir.

  • İHTİYATİ TEDBİR KARARINA KARŞI İTİRAZ (HMK m. 394)

İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz durumunu düzenleyen HMK ‘nın 394. Maddesinin 2. Fıkrasına “Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir.” Şeklinde ek cümle eklenmiştir.

  • TEDBİRE MUHALEFETİN CEZASI (HMK m. 398)

Değişiklik kanunundan önce tedbire muhalefete uygulanacak cezayı düzenleyen HMK m. 398 hükmü tek fıkradan oluşmakta iken yeni düzenlemede madde hükmü 9 fıkra olarak düzenlenmiştir. Böylelikle madde hükmü “(1) İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine, altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Görevli ve yetkili mahkeme, esas hakkındaki dava henüz açılmamışsa, ihtiyati tedbir kararı veren mahkeme; esas hakkındaki dava açılmışsa, bu davanın görüldüğü mahkemedir.

(2) Şikâyet olunana, şikâyet dilekçesi ile birlikte duruşma gün ve saatini bildiren davetiye gönderilir. Davetiyede, savunma ve delillerini duruşma gününe kadar bildirmesi ve duruşmaya gelmediği takdirde yargılamaya yokluğunda devam olunarak karar verileceği ihtar edilir.

(3) Mahkeme duruşmaya gelen şikâyet olunana, 5271 sayılı Kanunun 147‘nci maddesinde belirtilen haklarını hatırlatarak savunmasını alır.

(4) Mahkeme, dosyadaki delilleri değerlendirerek gerekli araştırmayı yapar. Yargılama sonunda şikâyet olunanın ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymadığı veya tedbir kararına aykırı davrandığı tespit edilirse, birinci fıkra uyarınca disiplin hapsi ile cezalandırılmasına; aksi takdirde şikâyetin reddine karar verilir.

(5) Taraflar, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde karara itiraz edebilir. İtirazı, o yerde hükmü veren mahkemenin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisinden sonra gelen daire; son numaralı daire için bir numaralı daire; o yerde hükmü veren mahkemenin tek dairesi bulunması hâlinde en yakın yerdeki aynı düzey ve sıfattaki mahkeme inceler.

(6) İtiraz merci, bir hafta içinde kararını verir. Merci, itirazı yerinde görürse işin esası hakkında karar verir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.

(7) Bu madde uyarınca verilen disiplin hapsi kararları kesinleşmeden infaz edilemez. Kesinleşen kararların infazı Cumhuriyet başsavcılığınca yapılır.

(8) Tedbir kararına aykırı davranışın sona ermesi veya tedbir kararının gereğinin yerine getirilmesi ya da şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde, dava ve bütün sonuçlarıyla beraber ceza düşer.

(9) Disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez.” Şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

  • DELİL TESPİTİ TALEBİ VE KARAR (HMK m. 402)

Delil tespiti talebi ve kararını düzenleyen HMK m. 402 hükmüne yeni bir fıkra hükmü eklenmiştir. Böylelikle yeni fıkra hükmü “Tespitin yapılmasından sonra, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece karşı tarafa resen tebliğ olunur.” Şeklindedir.

  • HAKEM KARARININ ŞEKLİ, İÇERİĞİ VE SAKLANMASI (HMK m. 436)

Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanmasını düzenleyen HMK ‘nın 436. maddesinin 3. Fıkrası “Hakem kararı; hakem, hakem kurulu başkanı veya ilgili tahkim kurumu tarafından taraflara bildirilir. Ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte mahkemeye gönderilir ve mahkemece saklanır.” şeklinde değiştirilmiştir.

  • HAKEM ÜCRETİ (HMK m. 440)

Hakem ücretini düzenleyen HMK ‘nın 440. Maddesinin 5. Fıkrasında yer alan “Hakem kararının” ibaresi yerine “Aksi kararlaştırılmadıkça” ibaresi eklenerek fıkra hükmü “Aksi kararlaştırılmadıkça hakem kararının düzeltilmesi, yorumlanması veya tamamlanması hâllerinde ek hakem ücreti ödenmez.” şeklinde değiştirilmiştir. Bu düzenleme ile ek hakem ücretinin taraflarca kararlaştırılmasına yönelik imkân sağlanmıştır.